Nesilden Nesile Miras: Travma
Yazıma başlarken “eskiden” insanlar topraklar için savaşırmış diye başlamayı yürekten isterdim ancak maalesef günümüzde de insanlar topraklar için savaşıyor. Savaşlar yüzünden aileler parçalanıyor, hayatlar yarım kalıyor, yüreklere tarifsiz acılar yerleşiyor. Üstelik bu acılar yalnız savaş döneminde yaşayanları etkilemiyor. Savaşın bireyde oluşturduğu travmalar kuşaklararası aktarılıyor.
Önce travmadan başlayalım. Herkes
hayatında en az bir kere travma kelimesini duymuştur. Basitçe tanımlamak gerekirse
travma; fiziksel veya ruhsal olarak yaralanmadır. Ruhsal travma kişinin ani bir
olaya maruz kaldıktan sonra ruhunda oluşan yaralardır. Trafik kazası, savaş,
ani ölüm, cinsel istismar, doğal afet, şiddet travmaya sebep olan olaylara örnek
gösterilebilir. Aynı olaya maruz kalan kişilerin travmaları farklıdır. Bireyin
geçmiş yaşantısı, psikolojik dayanıklılığı ve olayları yorumlama tarzı
travmanın seyrini değiştirebilir. Mesela aynı arabada
giderken trafik kazası geçiren ikiz kardeşlerin travma süreçleri bambaşka
olabilir. Travma hakkında biraz fikrimiz oluştuysa şimdi kuşaklararası
travmadan bahsetmek istiyorum.
“Dede koruk yer, torunun dişi kamaşır.” diye bir atasözü duydunuz mu hiç? Aslında bu atasözü kuşaklararası travmayı çok
güzel şekilde özetler. Travmalar kuşaktan kuşağa genetik olarak aktarılır.
Üstelik bu aktarım üç kuşak boyunca sürebilir. Carl Jung, ‘Anılar, Düşler,
Düşünceler’ kitabında kuşaklararası travma kavramı daha ortaya çıkmamışken
şöyle demiş; “ Ebeveynlerim, büyükanne, büyükbabalarım ve daha uzak atalarım
tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış halde bırakılan şeylerin ve soruların
etkisi altında olduğuma kuvvetle inanıyorum. Sıklıkla, bir aileden
ebeveynlerden çocuklara geçen kişisel olmayan bir karma var gibi görünür. Bana
her zaman, önceki nesillerin yarım bıraktığı, tamamlamam veya belki de devam
ettirmem gereken şeyler var gibi gelmiştir.” Sizlere de öyle geldiği oldu mu
hiç?
Birçoğumuz sebebini bilmediğimiz
hislere, davranışlara, korkulara sahibiz. Hayatımız boyunca bunlara neden
ararız bazen bulamayız. Bulamadığımız bu sebepler önceki kuşaklardan bizlere
aktarılmış travmalar olabilir. Önceki kuşaklara ait çözülmemiş travmaları fark
etmeden kendimizinmiş gibi yaşayabiliriz. Sizler de sebebini bulamadığınız
korkulara sahipseniz sizden önceki kuşaklarda korktuğunuz olayı yaşamış
birileri var mı diye sorgulayabilirsiniz.
Bazıları kuşaklararası travma
kavramını öğrendiklerinde “Zaten benim dedem de böyleydi ailecek böyleyiz,
istesem de değişemem.” derler. Evet belki travmayı değiştiremeyiz ancak
travmaya verilen tepkiyi değiştirebiliriz. Travmaya verdiğimiz tepki de bizi
değiştirir.
“Miras değil de kala kala travma mı kalmış yani?” diyebilirsiniz. Merak etmeyin her travma kötü değildir. İnsanlığın bu günlere gelmesini sağlayan en önemli şeylerden birinin de kuşaklararası travma olduğunu söyleyebiliriz. Geçmiş kuşakların yaşantıları genetik olarak bizlere aktarıldığı için aynı hataları tekrar tekrar yapmayız. Mesela en temel içgüdü olan tehlikedeyken kaçmak eylemi çok eskiden bizlere miras kalmış, bu sayede insanlık avcılık toplayıcılık zamanlarından bu zamana kadar gelmiştir.
Ailesinden birileri İkinci Dünya Savaş’ını yaşamış ve genlerinde bu savaşın izlerini taşıyan insanlarla çalışma fırsatım sayesinde kuşaklararası travma kavramı ile tanışmıştım. Seksen yıl önce gerçekleşen savaşın etkilerinin günümüzde devam etmesi beni derinden sarsmıştı. Mevcut savaşa şahit olurken, travmaların çözülebilmesi için insanlık olarak en az seksen yıla daha ihtiyacımız var gibi duruyor. Ne dersiniz?
Gündemle ilgili güzel bir yazı olmuş tebrik ederim 👏👏👏
YanıtlaSilAvrupalilar maalesef dina savaslarini yasamis ve tavmalariyla da maalesef yuzlesememis bir toplum hala em yikici sabahlar Avrupada oluyor
YanıtlaSilGüzel yazı olmuş, tebrikler..
YanıtlaSilDerinlemesine incelenmesi gereken önemli bir konuyu gayet güzel işlemişsiniz . Özellikle, yakın tarihimiz ve istiklal harbimizin Türk toplumu üzerinde bıraktığı travma ve bugüne yansımaları incelemeye değerdir. Tebrik ederim.
YanıtlaSilKaygıların ve Travmaların Olmadığı bir Hayat dilerim Tebrik ederim güzel bir yazı olmuş.
YanıtlaSil