Unutulan Benlikler

İçinde bulunduğumuz kazanmaya ve tüketmeye odaklı toplumda hayatı bir yarış olarak görüyoruz. Sınav notlarından tutun sosyal medyada paylaşılan fotoğrafa kadar her şeyimiz yarış halinde. Bu yarışa kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki bir şeyi unutuyoruz. Hatta bu şeyi unuttuğumuzun bile farkında değiliz. Benliğimizi.

Bu yarış dünyasında benliklerimiz geri planda kaldı. Hal böyle olunca kişilik özelliklerimiz, duygularımız, fiziksel özelliklerimiz, ilgi alanlarımız yani bizi biz yapan şeyler önemini yitirdi. Önemli olan sadece yarışı kazanmak oldu. Şimdi bir psikolojik danışman adayı olarak tabii ki çocukluğunuza dönmenizi isteyeceğim. Çocukluğunuzda size neleri kazanmanız şart koşuldu? Yarışlardan nasibinizi ne kadar aldınız? Komşunun çocuğunun veya kardeşinizin dersleri sizden daha iyi diye kendinizi yetersiz hissettiniz mi? Hemen hemen herkesin kıyaslara maruz kaldığını düşünüyorum. Komşunun çocuğunun sizden daha iyi yemek yediği, kardeşinizin derslerinin sizden daha iyi olduğu veya otobüste tanımadığınız bir çocuğun sizden daha uslu olduğu söylenmiş olabilir. Tüm bu kıyaslamalar sizi yetersiz ve beceriksiz hissettirmiş olabilir.

Şimdiki zamana dönelim. Çocukluğumuzda yaşadığımız bu olayları yetişkin hayatımızda da devam ettiriyor muyuz? Şimdiki zamanda kendinizi bir başkasıyla kıyaslıyor musunuz?

Sosyal medya sayesinde her gün çok farklı kişilerin yaşamlarına şahit oluyoruz. Gördüğümüz yaşamları kendi yaşamımızla kıyaslayıp içten içe mutsuzluk ve yetersizlik hissediyoruz. Bu yetersizlik hissini doldurmak için de gördüğümüz yaşamları taklit etmeye başlıyoruz. E hani benliğimiz nereye gitti? Bir başkasının hayatı, vücudu, başarısı üzerinden değeri belirlendiği için benliğimiz özgünlüğünü kaybetti. Benliğimiz artık bizim değil, bir başkasının kopyası oldu. Taklitler aslını yaşatır derler. Bence taklitler aslını yaşatırken kendilerini de öldürürler.

Hayatın bir yarışa dönüştüğü bir gerçek, bunu değiştiremeyiz belki ama dünyaya bakış açımızı değiştirebiliriz. Kendimizi ara sıra da olsa yarış dışına çıkarıp benliğimize fırsat tanıyabiliriz. Ne istediklerimizi, ne hissettiklerimizi yani kendimizi anlamaya çalışabiliriz. Unutmayın herkes kendisi olmayı hak eder.

Yazımın sonuna gelirken geçen sene kendime yazdığım bir notu sizinle paylaşmak istiyorum: “Yollarınız yakın olsa da herkesin varacağı yer başkadır. Başkasının yolunda gözün kalmasın, senin varacağın yer sana uygun olandır.” Kendi yolunuzda benliğinizle, özgünce yürümeniz dileğiyle.

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ceren Ay Esen Kimdir?

Kendini Sevmek

Duygu Matruşkası

Affetsem Geçer Mi?

Zehirli Teselliler

Nesilden Nesile Miras: Travma

Sohbet Eden misin, Sıra Bekleyen mi?

Siz Nasıl Seversiniz?

Geçmiş Geçmiş Midir?