Zehirli Teselliler
Yaşam, içinde birçok kavram barındıran doğumdan ölüme kadar uzanan bir süreçtir. Kazançlar, mutluluklar, doğumlar, kavgalar, barışmalar, hastalıklar ve daha birçoğu hayat denen süreçte karşımıza çıkar. Bazen de dayanamayacağımızı sandığımız kayıplar yaşarız. Hayat işte.
Kayıp ve kayıptan sonra oluşan yas yaşamın bir parçasıdır. Benim
için yas, hayatın devamlılığı açısından çok kıymetli bir süreçtir. Kayıp yaşadıktan
sonra insanın ruhunda bir boşluk oluşur. Bu boşluğun yerini doldurmaya çalışsak
da asla eskisi gibi olmaz. Yas da bu boşlukla yaşamayı öğrenme sürecidir. Bu
süreç çoğu zaman görmezden gelinir. Sanki yas tutmak, üzgün olmak ayıp bir
şeymiş gibi toplum tarafından hemen sonlandırılması beklenir. Bu noktada en çok
karşılaştığımız şey ise teselli cümleleridir. Peki bizler teselli etmek hakkında
ne kadar şey biliyoruz?
Teselli etmek masum ve iyi niyetli bir eylem gibi görünse de
bazen yas sürecini daha da kötü bir hale sokabilir. Yas tutan insana kendini
daha da kötü hissettirebilir. Hepimizin çok duyduğu birçok teselli cümlesi
vardır. Mesela yaşadığı kaybın acısıyla ağlayan kişiye “Ağlamakla gideni geri
döndüremezsin, ağlama, güçlü dur.” derler. Bu söylenenler iyi niyetli kişiler
tarafından, kişinin üzülmemesi için söylense de kişide ters etki yapabilir. Yas
tutan insanın yasını sonlandırması için verilen öğütler, kişinin omzuna
bambaşka yükler yükleyip yas sürecini depresyona dönüştürebilir.
Bir de acıları kıyaslayarak verilen teselliler vardır. “Senin
yaşadığın da bir şey mi bak millette neler var.” diyerek acıları kıyaslayan bu
teselli biçimi bana göre en yaralayıcı olanıdır. Örneğin çok sevdiği aile büyüğünü
kaybeden birine “Tanrı sıralı ölüm versin geçenlerde bir arkadaşım çocuğunu
kaybetti sizin yine durumunuz iyi.” şeklinde verilen teselli yas sürecindeki
kişinin acısını küçümsemekten başka bir işe yaramaz. Beterin beterini
göstermeye çalışırken yasın sahibinin ruhunda derin yaralar açılmasına sebep
olabilir. Oysa yas sahibinin ihtiyacı olan daha kötülerini duymak değildir,
yasını yaşamaktır. Unutmayalım acılarımız tıpkı parmak izimiz gibi kişiye
özgüdür, biriciktir.
“E acı çeken birisine ne diyelim o zaman? Yas tutan birisine
ne denir ki? Öyle durumlarda ne diyeceğiz?” dediğinizi duyar gibiyim. Yürekten
söyleyebilirim, hayatta öyle anlar var ki susmak ve yargılamadan dinlemek tüm teselli
cümlelerinden daha iyi gelebilir insanın ruhuna.
Bu satırları yazarken bana çok sevdiğim Sezen Aksu’nun "Gidemem" şarkısı
eşlik etti. Yazının sonunda yas süreci, teselliler ve acılar üzerinde düşünmek
isterseniz size de eşlik edebilir. Sevgiyle…
Yorumlar
Yorum Gönder