Duygu Matruşkası

 Çoğu zaman hayatın koşuşturmasına kapılıp kendimizle iletişimi kesiyoruz. Ne hissettiğimizi, duygularımızı, duygu değişimlerimizi fark edemiyoruz veya görmezden geliyoruz. Es geçtiğimiz bu duyguların yok olup gideceğini düşünüyoruz ancak yanılıyoruz. Efsaneler ölmez yalnızca şekil değiştirir lafını duygular için de söyleyebiliriz. O halde söyleyelim: Duygular ölmez yalnızca şekil değiştirir!

İnsana verilen en büyük hediyelerden birinin de duyguların değişkenliği olduğunu düşünüyorum. Çok önceden yaşadığınız, sizi gerçekten derinden etkileyen bir olayı hatırlayın. Olay gerçekleştiğinde nasıl hissetmiştiniz, bedeniniz nasıl tepki vermişti o anki duygularınızı düşünün. O zamanki duygularınızla şimdiki duygularınız aynı mı? Hala aynı şeyleri mi hissediyorsunuz? Hiç sanmıyorum. Belki de öfkeniz nefret, acınız kırgınlık, mutluluğunuz huzur veya yasınız minnet olarak zamanla değişmiş bambaşka hissetmenize sebep olmuş olabilir. Bu değişimler yaşama devam etmemize yardımcı olan görünmez kahramanlardır benim gözümde. 

Bazı duygularımız değişirken bazıları da varlığını fark ettirmeden başka duyguların altında gizlenir. Bu birbirinin ardına gizlenen duyguların isimleri ise birincil ve ikincil duygulardır. Burada bir örnek vermek istiyorum: Üzülmenin acizlik olduğu öğretilen bir kişi üzüldüğünde üzüntüsünü gizlemek için muhtemelen öfkelenecektir. İlk başta hissettiği üzüntüsünü (birincil duygu), öfkesinin (ikincil duygu) içine saklar. Tıpkı matruşka bebekler gibi duygu içinde duygu oluşur. İç içe geçen bu duygular yüzünden ilişkide anlamak ve anlaşılmak zorlaşabilir.

Benim için anlatmak, anlaşılmak insani bir ihtiyaçtır. Sonuçta insanlık var olduğundan beri bir şeyler anlatmaya çalışmışız. Sanat eserleri, şiirler, romanlar hepsi insanın anlaşılma arzusu ile ortaya çıkmıştır. Anlaşılmamak ise ruhumuzda onarılması zor yaralar açar, bu açılan yaralar yüzünden başkalarını suçlarız. Kimse beni anlamıyor diye isyan ederiz. Oysa isyan etmek hiçbir şeyi düzeltmez.

Sizleri olaylara başka bir taraftan bakmaya davet ediyorum. Ya bizi anlamadığı için suçladığımız insanlara haksızlık ediyorsak, ya aslında anlamayan bizsek? Sorun sende değil bende klişesinden hiç hoşlanmam ancak ya gerçekten sorun bizdeyse? Karşımızdaki insanı anlayışsız olmakla suçlamadan önce içimize bakıp içimizdeki duygu matruşkasını fark etmek belki daha sağlıklı iletişimler kurmamıza yardımcı olabilir. 

“Duygularımız içimizdeki rehberin elçileridir. Öfke, hüzün, telaş, mutluluk, hayal kırıklığı, özlem; hepsi birer elçidir ve bize önemli mesajlar vermeye çalışmaktadırlar. Duygularınızı tanıyın ve köklerini bir an önce dikkate almaya başlayın.” der kıymetli Doğan Cüceloğlu. Tüm duygularınızı fark edip, onları bastırmadan, görmezden gelmeden, anlatarak ve anlaşılarak yaşamanız dileğiyle. Sevgiyle…


Yorumlar

  1. Başarılarınızın devamını dilerim tebrikler

    YanıtlaSil
  2. Tebrik eder başarılar dilerim. Ceren Ay Hanım; mesleğinde yolun açık, kalemin kuvvetli olsun

    YanıtlaSil
  3. Tebrik eder başarılar dilerim. Ceren Ay Hanım; mesleğinde yolun açık, kalemin kuvvetli olsun

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ceren Ay Esen Kimdir?

Kendini Sevmek

Affetsem Geçer Mi?

Zehirli Teselliler

Nesilden Nesile Miras: Travma

Sohbet Eden misin, Sıra Bekleyen mi?

Unutulan Benlikler

Siz Nasıl Seversiniz?

Geçmiş Geçmiş Midir?